Her ebeveyn çocuğunun kendine güvenen, zorluklar karşısında pes etmeyen, kendini değerli hisseden biri olarak büyümesini ister. Özgüven çoğu zaman çocuğa sürekli "aferin" demekle ya da onu eleştiriden korumakla ilişkilendirilir. Oysa sağlıklı bir özgüven, çocuğun kendi yeteneklerini deneyimlemesinden, hata yapıp toparlanabildiğini görmesinden ve koşulsuz sevildiğini hissetmesinden doğar. Bu yazıda, günlük hayatta çocuğun özgüvenini destekleyecek yaklaşımları ele alıyoruz.
Özgüven neyin üzerine kurulur?
Sağlıklı özgüvenin iki temel ayağı vardır. Birincisi, çocuğun değerli olduğunu ve sevildiğini hissetmesidir; bu duygu başarılarına ya da hatalarına bağlı değildir. İkincisi ise çocuğun bir şeyleri başarabildiğine dair inancıdır; bu inanç ancak deneyerek, çabalayarak ve başararak gelişir. İki ayaktan biri eksik olduğunda özgüven sarsılır.
Övgüyü doğru kullanmak
Övgü özgüvenin önemli bir parçasıdır; ancak nasıl övdüğümüz, ne kadar övdüğümüzden daha önemlidir.
Sonuç yerine çabayı övün
"Çok zekisin" demek yerine "Bu problemi çözmek için ne kadar uğraştığını gördüm" demek, çocuğa başarının çabayla geldiğini öğretir. Yalnızca zekâsı ya da yeteneği için övülen çocuklar, zorlandıkları durumlardan kaçınmaya başlayabilir; çünkü başarısızlık "zeki olmadıkları" anlamına gelecektir.
Somut ve içten olun
"Harika!" gibi genel övgüler yerine somut gözlemler daha anlamlıdır: "Resminde renkleri çok güzel karıştırmışsın, gökyüzü sanki gün batımında gibi olmuş." Çocuklar abartılı ve içi boş övgüleri kolayca fark eder.
Her şeyi övmeyin
Her küçük davranışın övülmesi, övgünün değerini azaltır. Çocuğun gerçekten çaba gösterdiği ya da yeni bir şey denediği anları fark etmek daha etkilidir.
Sorumluluk vermek
Çocuklar yapabildiklerini gördükçe kendilerine güvenir. Yaşına uygun sorumluluklar vermek, bu deneyimi sağlamanın en doğal yoludur. Okul öncesi bir çocuk oyuncaklarını toplayabilir, sofraya peçete koyabilir; okul çağındaki bir çocuk kendi çantasını hazırlayabilir, çiçekleri sulayabilir; ergen ise kendi harçlığını yönetebilir, bir aile etkinliğini planlayabilir.
Çocuğun yapabileceği bir işi onun yerine yapmak, kısa vadede zamandan tasarruf sağlar; ama uzun vadede çocuğa "sen yapamazsın" mesajı verir.
Hata yapmaya alan açmak
Hata yapmaktan korkan çocuklar yeni şeyler denemekten kaçınır. Çocuğun hata yaptığında eleştirilmek yerine destekleneceğini bilmesi, cesaretini artırır. Ebeveynlerin kendi hatalarını açıkça kabul etmeleri ve bunlarla nasıl baş ettiklerini göstermeleri de güçlü bir örnek oluşturur: "Bugün işte bir hata yaptım, ama düzeltmenin bir yolunu buldum."
Çocuk bir konuda zorlandığında hemen çözümü vermek yerine "Sence ne yapabiliriz?" diye sormak, çocuğun kendi çözümlerini üretme becerisini geliştirir.
Karşılaştırmadan kaçınmak
Kardeşlerle, kuzenlerle ya da sınıf arkadaşlarıyla yapılan karşılaştırmalar, çocuğun kendini yetersiz hissetmesine yol açar. Her çocuğun kendi hızı, kendi güçlü yanları ve kendi ilgi alanları vardır. Çocuğu kendi geçmişiyle karşılaştırmak, örneğin "Geçen yıl bu kadar uzun bir kitabı okuyamıyordun, şimdi bak", gelişimini görmesine yardımcı olur.
Duygularını kabul etmek
Özgüven, çocuğun tüm duygularıyla kabul gördüğünü hissetmesiyle de ilgilidir. Üzüntüsü, öfkesi ya da korkusu küçümsendiğinde çocuk, bu duyguları yaşamanın yanlış olduğunu düşünebilir. "Bu kadar küçük bir şeye ağlanmaz" yerine "Çok üzüldüğünü görüyorum" demek, çocuğun duygusunun geçerli olduğunu gösterir.
Özgüven eksikliğinin işaretleri
Aşağıdaki durumlar çocuğun özgüveninin desteklenmesi gerektiğine işaret edebilir:
- Yeni şeyler denemekten sürekli kaçınma
- "Ben yapamam", "ben aptalım" gibi cümleler
- Küçük bir hatada yoğun hayal kırıklığı ya da pes etme
- Arkadaş ortamında geri çekilme
- Başkalarının onayına aşırı ihtiyaç duyma
- Övgüyü kabul edememe
Bu işaretler uzun süredir devam ediyor ve çocuğun hayatını kısıtlıyorsa bir çocuk psikoloğuyla görüşmek yararlı olabilir. Özgüven eksikliğinin arkasında akran zorbalığı, öğrenme güçlüğü ya da kaygı gibi başka nedenler de olabilir.
Birlikte geçirilen zaman
Çocuğun koşulsuz değerli olduğunu hissetmesinin en güçlü yolu, ebeveyniyle birlikte geçirdiği nitelikli zamandır. Her gün kısa da olsa, ekranların kapalı olduğu, çocuğun oyunu yönettiği ve ebeveynin tüm dikkatini ona verdiği bir zaman, çocuğa "sen benim için önemlisin" mesajını en açık şekilde iletir.
Ergenlikte özgüven
Ergenlikte özgüven, beden değişiklikleri, arkadaş ilişkileri ve sosyal medyadaki karşılaştırmalar nedeniyle daha kırılgan hâle gelebilir. Bu dönemde gencin fikirlerini ciddiye almak, kararlarına saygı göstermek ve ona güvendiğinizi hissettirmek önemlidir. Gencin ilgi duyduğu bir alanda kendini geliştirmesine fırsat tanımak, örneğin bir spor dalı, müzik aleti ya da gönüllü bir çalışma, onun yetkinlik duygusunu güçlendirir.
Okulda özgüveni desteklemek
Çocuğun okul hayatı, özgüveninin önemli bir parçasını oluşturur. Notlardan çok öğrenme sürecine ilgi göstermek, örneğin "Bugün ne öğrendin, en çok neyi merak ettin?" diye sormak, çocuğun öğrenmeyi bir yarış değil keşif olarak görmesine yardımcı olur. Zorlandığı derslerde küçük hedefler koymak ve bu hedeflere ulaştığında çabasını fark etmek, kendine olan inancını güçlendirir.
Öğretmenle iş birliği de önemlidir. Çocuğun güçlü yanlarını öğretmenle paylaşmak, sınıf içinde bu yanlarını gösterebileceği fırsatların yaratılmasına katkı sağlar.
Evde de çocuğun güçlü yanlarını görünür kılmak mümkündür. Yaptığı bir resmi duvara asmak, kurduğu bir yapıyı aileye göstermesine fırsat tanımak ya da bir yemeğin hazırlanmasında üstlendiği görevi sofrada anmak, çocuğa emeğinin değerli olduğunu hissettirir.
Çocuğumu çok övüyorum, bu zarar verir mi?
Övgü zarar vermez; ancak sürekli, genel ve abartılı övgü etkisini kaybeder. Çabayı ve somut davranışları övmek, çocuğun özgüvenine daha çok katkı sağlar.
Utangaç çocuk özgüvensiz midir?
Her utangaç çocuk özgüvensiz değildir; bazı çocuklar doğuştan daha temkinli bir mizaca sahiptir. Utangaçlık çocuğun hayatını belirgin biçimde kısıtlıyorsa destek almak yararlı olabilir.
Akran zorbalığı özgüveni etkiler mi?
Evet, akran zorbalığı çocuğun özgüvenini derinden etkileyebilir. Çocuğun anlattıklarını ciddiye almak, okulla iş birliği yapmak ve gerekirse psikolojik destek almak önemlidir.



